Prostat Kanseri

Prostat Kanseri

Prostat, erkek üreme sisteminin bir parçası olarak alt karında bulunan, ceviz büyüklüğünde ve şeklinde ve yaklaşık 30gr boyutlarında bir organdır. Mesanenin hemen altında bulunur, üretrayı (dışarı açılan idrar kanalı) çepeçevre sarar ve makattan parmakla yapılan inceleme ile kolaylıkla muayene edilebilir. Prostat kanseri prostat bezinden kaynaklanan bir kanser türü olup tüm dünyada kansere bağlı ölüm sebepleri içinde ikinci sırada yer almaktadır. Yapılan çalışmalar her 9 erkekten 1’inin yaşamı boyunca prostat kanseri tanısı alacağını göstermektedir.

 

Prostat bezindeki hücre büyümesi benign (iyi huylu) ya da malign (kanser, habis) olabilir.

  1. İyi huylu büyümeler
    • Nadiren hayatı tehdit eder
    • Çevre dokulara yayılım göstermez
    • Vücudun diğer bölümlerine sıçramaz
    • Çıkartılabilir ve tekrar büyümeleri oldukça yavaş olur

    Malign büyümeler

    • Hayatı tehdit edebilir
    • Çevre organ ve dokulara (mesane ve kalın barsak) yayılabilir
    • Vücudun diğer bölümlerine (lenf nodları ve kemik) sıçrayabilir (metastaz)
    • Sıklıkla çıkartılabilir aşamadadır ancak tekrardan oluşabilirler

 

Prostat kanser hücreleri kan damarları ve lenf damarları ile prostat kanser dokusundan ayrılarak vücudun diğer bölgelerine yayılabilir ve yerleştikleri dokularda büyümeye devam ederek yeni tümör oluşturup bu dokularda hasara neden olabilir. Yayılan prostat kanseri hücreleri, yeni yerleşim bölgelerinde prostat kanseri gibi davranırlar. Bu nedenle metastatik hastalıklar, kaynak aldıkları organ kanserleri gibi tedavi edilirler.

Prostat kanseri erken evrelerde sıklıkla hiç semptom vermez. Semptomlar sıklıkla iyi huylu prostat büyümesinde gözlenen semptomlara benzer ve şu şekilde sırlamak mümkündür:

  • Alt karında dolgunluk tarzında ağrı
  • Sık idrara çıkma
  • İdrar yaparken yanma, ağrı ya da akım hızında azalma
  • İlişki sonrası ağrılı boşalma
  • Sırt, kalça ve uyluklarda ağrı
  • İştah azlığı
  • Kilo kaybı
  • Kemik ağrıları

 

Prostat kanserinin neden ve nasıl başladığı tam olarak bilinmemektedir. Yapılan otopsi çalışmaları 50 yaş üzeri 3 erkekten 1’inde prostat kanser hücrelerinin olduğunu göstermektedir. Ancak saptanan bu kanserlerin büyük bölümünü (%80’i) zararsız, küçük tümörler oluşturmaktadır.

Prostat kanseri oluşumu için bilinen bir sebep olmasa da hastalık ile ilişkili pek çok risk faktörü tanımlanmıştır.

 

Prostat kanseri için risk faktörleri nelerdir?

 

Yaş: Kırk yaş altındaki erkeklerde nadiren görülen prostat kanseri saptanma riski yaş ilerledikçe artmaktadır. Prostat hücrelerinin genetik yapısında (DNA) hasar görülme sıklığı 55 yaş üstü erkeklerde belirgin bir şekilde yükselmektedir. DNA hasarı gelişen prostat hücreleri kontrolsüz olarak büyüyerek tümör oluşumuna sebebiyet verebilir. Yaş, prostat kanseri için iyi bilinen bir risk faktörü olmakla birlikte sigara içmek ve fazla kilolu olmak prostat kanserine bağlı ölümle daha yakın ilişkilidir.

Etnik Köken: Afroamerikan ya da Siyah Amerikalı olarak bilinen ve kökeni Afrika’daki herhangi bir siyahi nüfusa dayalı bireyler prostat kanserinin en sık gözlendiği etnik gruptur. Bu kişilerde hastalık daha erken yaşta ortaya çıkar ve genellikle daha hızlı büyüyerek ölüme sebep olabilen saldırgan tümörler saptanır.

Aile Hikayesi: Baba, kardeş ya da çocuklarında prostat kanseri olan kişilerde prostat kanserine yakalanma riski 2-3 kat artmaktadır. Tanı alan akraba sayısı arttıkça risk de artar. Prostat kanseri saptanan aile yakının tanı anındaki yaşı da önemli bir faktördür.

Sigara: Sigara içmek hem prostat kanseri riskini hem de prostat kanserine bağlı ölüm riskini arttırmaktadır. Sigarayı bırakırsanız yaklaşık 10 yıl içerisinde riskiniz hiç sigara içmemişler ile aynı seviyeye iner.

Diyet: Mekanizması net olmamakla beraber diyet ve yaşam tarzının prostat kanseri riski üzerine etkili olduğu bilinmektedir. Gündelik diyetinizde fazla kalori almak ya da hayvansal yağları ve rafine şekeri fazla tüketip yeterli miktarda meyve ve sebze tüketmemek riski arttırmaktadır. Ayrıca egzersizden uzak, sedanter bir yaşam ve obezite prostat kanseri hastalarında tedaviye yanıtı olumsuz etkilemektedir.

Prostat kanseri önlenebilir mi? Genel olarak kalbinizi sağlıklı tutacak tüm önlemler prostatınızı da sağlıklı tutacaktır. Bunun için doğru beslenin, egzersiz yapın, kilonuzu kontrol edin ve sigaradan uzak durun.

 

Tanı

 

Tarama: Tarama, herhangi bir şikayeti olmayan kişilerin belirli bir hastalık için teste tabi tutulmasıdır. Prostat kanseri taraması için en sık kullanılan iki yöntem parmakla rektal muayene (DRE) ve kanda prostata özgü antijen (Prostat Spesifik Antijen – PSA) düzeyinin bakılmasıdır. Her iki yöntem de kanserin erken teşhisi için kullanılır ancak ikisi de mükemmel değildir. Her ikisinde de kanser dışı nedenlerle bir artış olabilir (enfeksiyon, iyi huylu prostat büyümesi, vb.).

PSA: PSA, kanda bakılan ve prostat kanseri taraması için kullanılan bir testtir. PSA, sadece prostat tarafından üretilen ve prostat kanseri varlığında salgılanma miktarı artan bir proteindir. Genel olarak düşük PSA düzeyi prostat sağlığınızın yerinde olduğunun göstergesidir. PSA düzeyinde ani bir artış çoğu zaman yanlış giden bir şeyler olduğunu gösterir. Ancak prostat kanseri dışında prostat iltihabının (prostatit) da PSA değerini yükseltebileceğini unutmamak lazım. Hekiminize mutlaka PSA taramasının sizin için faydalı olup olmayacağını sorun.

Parmakla rektal muayene (DRE): Prostat bezi kalın bağırsakların en uç kısmı olan rektum ile komşu olduğu için prostat muayenesi bu yolla yapılmaktadır. Bu muayene ile doktorunuz prostatın şekli, büyüklüğü ve kanser riski hakkında fikir sahibi olabilmektedir.

Kimleri Prostat Kanseri için Taramak Gerekir? Prostat kanseri taraması 50-69 yaş arası erkeklerde önerilmektedir. Eğer ailede prostat kanseri tanısı almış birinci derece yakınınız varsa taramaya daha erken yaşta başlamak gerekebilir.

Prostat Biyopsisi: Prostat biyopsisi ultrason kılavuzluğunda prostatınızdan küçük parçalar alınması işlemidir. Alınan parçalar bir patolog tarafından mikroskop altında incelenerek tanı konulur. Ağrı olmaması için genellikle prostatın etrafına uyuşturucu bir ilaç verilir. Hastaların büyük bölümü işlemi çok iyi tolere eder. Parça alma işlemi genellikle bir düzen içerisinde ama rastgele olur. Eğer hekiminiz biyopsi öncesi prostat MR’ınızı istemiş ve bu filmde şüpheli alanlar saptanmışsa, doğrudan şüpheli alanlardan parça alınan MR-Ultrason Füzyon biyopsisi de yapılabilir. Füzyon biyopsisinde temel fark parça alma işlemi esnasında ultrason ile elde edilen görüntülerin eş zamanlı olarak çekilen MR görüntüleri ile birleştirilmesi ve doğrudan şüpheli alanlardan parça alınmasını sağlamasıdır. Prostat biyopsisi sonrası makattan kanama olabilir. Aynı şekilde bir süre semende kanama ya da pıhtı gözleyebilirsiniz. Ayrıca biyopsi sonrası ateşiniz de yükselebilir. Bunlar sıklıkla takip edildiğinde ya da ek ilaçlarla düzelir. Patoloji sonucunda kanser saptanırsa patolog kanseri derecelendirir ve hekiminiz tümörün derecesine ve evresine göre size alternatif tedavi seçeneklerini sunar. Evreleme için muayene bulgularınız ve ek görüntüleme tekniklerinden (bilgisayarlı tomografi, MR, sintigrafi ve PET gibi) faydalanılır. Ancak unutmayın ki sonucun temiz çıkması her zaman sizde kanser olmadığı anlamına gelmemektedir ve işlemin tekrarlanması gerekebilir. Lütfen biyopsinin risklerini ve size sağlayacağı olası faydaları hekiminize danışınız.

Prostat kanseri için sağ kalım oranları nelerdir? Prostat kanseri tanısı alan hastaların büyük bölümü prostat kanserinden değil, diğer hastalıklardan dolay yaşamlarını yitirmektedir. Prostat kanserinin erken evrede saptanması daha iyi sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır. Son yıllarda tarama ve tedavi seçeneklerindeki ilerlemeler sayesinde sağ kalım oranları ciddi oranda artmıştır. Günümüzde prostat kanseri tanısı alan hastaların %99’u 5 yıldan daha uzun bir süre yaşamlarına devam edebilmektedir.

 

Tedavi

 

 

Prostat kanserinin doğal seyri hastalar arasında farklılık gösterebilmektedir. Bazı kanserler tedavi edilmeyi gerektirmeyecek kadar yavaş ilerlerken diğer bir kısmı mevcut tüm tedavi yöntemlerinin uygulanmasını gerektirecek kadar hızlı ve agresif seyretmektedir. Bu nedenle hekimin size önereceği tedavi alternatifleri bir tanıdığınıza önerilenlerden farklılık gösterebilir. Uygulanabilecek tedavi alternatifleri seçilirken dikkat edilen unsurlar

  • Kanserin evre ve derecesi
  • Mevcut risk kategorisi (düşük, orta, yüksek)
  • Yaşınız ve genel sağlık durumunuz
  • Yan etkiler, uzun dönem etkiler ve tedavi hedefleri doğrultusunda sizin yapacağınız tercihler olarak sıralanabilir.

 

Eğer tedaviye başlamadan önce bir miktar zamanınız varsa lütfen tedavi opsiyonları hakkında kapsamlı olarak bilgi edinin. Bilgi edinmek için ikinci bir uzmandan görüş almanız, başka bir ürolog, radyasyon onkoloğu ya da medikal onkolog ile görüşmeniz gerekebilir. Prostat kanseri tanısı almış ve bu savaşı kazanmış kişilerle iletişime geçmek ve onların yaşadıklarını, tercihlerini ve beklentilerini dinlemek faydalı olabilir.

Tedavi süreci başlayana kadar olabildiğince sağlıklı yaşamaya çalışın, diyetinize dikkat edin, size uygun egzersizlere başlayın, gerekiyorsa kilo verin ve sigarayı bırakın. Mümkünse duygularınızı baskılamayın. Prostat kanseri tanısı alan pek çok erkek endişeli, gergin ve öfkeli olabilmektedir. Böyle hissettiğiniz için kendinizi suçlamayın ve gerekiyorsa bu konuda profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Hasta yakınlarının da gerekli durumlarda destek almaları sağlanmalıdır.

Prostat Kanseri İçin Tedavi Alternatifleri

Takip

  • Aktif izlem
  • Bekle ve gör

Lokal Tedavi

  • Cerrahi
  • Radyoterapi
  • Fokal tedaviler

Sistemik Tedaviler

  • Hormon tedavisi
  • Kemoterapi
  • İmmünoterapi

 

Aktif İzlem: Aktif izlemde prostat kanseri tedavi edilmez, sadece düzenli ve sıkı bir takip protokolü ile yakından izlenir ve kanserde ilerleme / büyüme saptanırsa vakit kaybetmeden uygun yöntemle tedavi edilir. Bu sayede aktif tedavi ve tedaviye bağlı olası yan etkiler geciktirilmiş olur. Özellikle çok erken evrede yakalanmış, düşük riskli ve genel sağlık durumu iyi olan hastalara önerilir.

Bekle ve Gör: Bekle ve gör yönteminde hastalık tedavi edilmeden izlenir. Aktif izlemde olduğu gibi sıkı bir takip şeması yoktur, hastalığın seyri semptomlar geliştikçe incelenir. Bu yöntem tedavi olmak istemeyen ya da diğer sağlık problemleri nedeniyle tedavi olamayacak hastalara önerilmektedir.

Radikal prostatektomi: Bütün prostatın açık, laparoskopik ya da robotik yöntemlerle çıkartıldığı ameliyattır. Her bir teknik için operasyonu yapan cerrahın tecrübesi büyük önem taşımaktadır. Robotik cerrahinin en büyük avantajları daha az kanama olması ve gündelik hayata daha kısa sürede dönme imkanı sağlaması olarak sıralanabilir. Ameliyat sonrası çıkan dokunun patolojik incelemesi sonrası ek tedavi almanız gerekebilir. Ameliyat ve ameliyat sonrası gelişebilecek komplikasyonlar hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen hekiminize başvurunuz.

Radyoterapi (ışın tedavisi): Radyoterapi kanser hücrelerinin öldürülmesi ya da büyümelerinin yavaşlatılması için yüksek enerjili dalgaların kullanıldığı tedavi yöntemidir. Prostat kanserinde ameliyat yerinde ilk basamak tedavi olarak ya da ameliyat sonrası geride kalan hücrelerin temizlenmesi için kullanılabilir. Son yıllarda gerçekleşen teknolojik ilerlemeler sayesinde radyoterapi düşük yan etki riski ile iyi seçilmiş hastalarda cerrahiye alternatif olabilmektedir. Uygulanan radyoterapi teknikleri ve tedavi protokolleri hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen hekiminize başvurunuz.

Kriyoterapi, HIFU ve Fokal Tedaviler: Kriyoterapide prostatın kontrollü olarak dondurularak kanser hücrelerinin öldürülmesi amaçlanmaktadır. Prostat boyutları ölçülür ve bu işlem için özel olarak tasarlanmış iğneler ultrason kılavuzluğunda uygun şekilde yerleştirilir. HIFU’da ise ses dalgalarının enerjisi kullanılarak prostat ve tümörlü bölüm ısıtılır ve hücrelerin ölmesi sağlanır. Kanseri küçük ve prostata sınırlı olan hastalarda fokal tedaviler uygulanabilir. Fokal tedaviler prostat içinde sadece tümörlü dokuyu öldürerek geri kalan prostat dokusuna ve çevre dokulara etki etmeyen tedavi alternatiflerinin hepsine birden verilen genel bir isimdir. Genel olarak uzun dönem sonuçları olmadığından günümüzde sadece klinik çalışmalar kapsamında uygulanmaları önerilmektedir.

Hormon Tedavisi: Prostat kanser hücreleri büyümek için testosteron hormonuna ihtiyaç duyarlar. Hormon tedavisinde amaç testosteron ve diğer erkek seks hormonlarını baskılamak ya da düşürmektir. Cerrahi olarak yapılabildiği gibi ilaçlarla da yapılabilmektedir. Cerrahi yöntemde her iki yumurtalık ameliyathane şartlarında cerrahi olarak alınır. Günümüzde acil hormon blokajı gereken durumlar dışında yaygın kullanımı kalmamıştır. İlaçlar ile olan baskılama yöntemini ise temel olarak iki gruba ayırmak mümkündür. Şu an için en çok tercih edile yöntemde cilt altına yapılan enjeksiyonlarla (göbek altına yapılan iğne) depo halde hormon baskılayıcı ilaçlar enjekte edilir. Depo ilaçlar 3 ya da 6 ay süre etkili olduğu için tedavinin de bu aralıklarla tekrarlanması gerekir. Benzer görevi gören ve her gün hap olarak alınan eski nesil tedaviler ise günümüzde artık çok tercih edilmemektedir.

Son yıllarda, tümör hücrelerinin zaman içerisinde mevcut tedavilere karşı direnç geliştirebildiği gösterilmiştir. Bu hastalara yönelik androjen hormonlarını baskılayacak yeni nesil ilaçlar geliştirilmiş ve yüz güldürücü sonuçlar alınmaya başlanmıştır.



WhatsApp chat